Handan Figen

SANATÇILAR
Kasnağa sımsıkı gerili kağıdın üzerine, suyu akışına bırakıyorum ve kendi sınırları içinde hapsedilmiş büyük bir damlaya dönüşmesini seyrediyorum… "Su akar yolunu bulur"derler, bu su damlası sınırlarından kurtulmak için kendine mutlaka küçük patikalar buluyor. Şimdilik saydam olan bu su damlasını görünür bir lekeye dönüştürmek için suluboya, ekolin ve çini mürekkebi kullanıyorum. Fırçamı su damlasına değdirir değdirmez renkler dağılmaya başlıyor ve başka bir müdaheleye gerek kalmadan leke kendini göstermeye baslıyor. Suyun "Tesadüf Eseri" oluşturduğu şekiller her fırça temasında daha da belirginleşiyor. Tesadüfen, birden bire ortaya çıkan hayaletler, peyzajlar, insan suratları, hayvanlar…
 
Bu rastlantısal şeyler ileriki etap için bir ilham kaynağı niteliğinde. 
Kağıdın tamamen kuruması ve renklerin kağıdın yüzeyine iyice tutunması için gereken birkaç günün sonunda su damlasının kurumuş halini, yani lekeyi keşfediyorum. Su buharlaşıp ardında sadece yarattığı şekli ve renkleri bırakmış oluyor. Görüyorum ki yokluğumda suyun bir kısmı kendine bir yol bulup kağıdın hatta masanın bile sınırlarını aşarak yere akmış. Bazen kazalar iyi şeylere sebep olabiliyor. Renk damlasına kurumadan önce baktığımda farketmediğim başka şekiller, başka imgeler de öncekilere ekleniyor. Bu imgeler hem birbirine değen hem birbirinden uzak, alakasız olabiliyor. Birbirine komşu ama aynı zamanda birbirine düşman ya da engel olabiliyor. Engel olan imgeler uzaktan bakıldığında daha büyük bir ana imgenin ortaya çıkmasına yardımcı oluyorlar ve onu daha görünür kılıyorlar. Henüz çok belli belirsiz, silik olanlar da var, karşımda apaçık kendini gösteren de. Kuruma aşamasında yontulmuş, üst üste birikip renklerin yoğunlaşmasıyla şekillenmiş ve ışığı veren açık renklerle sarıp sarmalanmış imgeler. Öyle ki beni yakalayıp, elinde oynatabilen, beni incitebilecek, içimi görmeye çalışan, elimi hislendiren imgeler…
 
Tesadüfü ve kazayı çizimlerimin bir parçası haline getirmek, hatta sadece bununla kalmayıp onları çizimlerimin doğuş noktası olarak almak, yaşamı, doğayı ve toplumu hayal gücüme ve bilincime yansıtmamı sağlıyor. İmge duyuların bilinçteki izi, nesnel gerçekliğin zihinsel tasarımıdır. Her bireyin kendine göre bir tasarımı vardır. "Tesadüf Eseri" tabii ki benim kendi dünyamı kendi yorumumla sunuyor. Fakat bilerek ve isteyerek hiç dokunmadığım imgeler de sanatseveri kendi hayal gücünü ve yaratıcılığını kullanmaya davet ediyor. 
 
Benim için çizimlerimde, hem metodik olmak için gereken sabırı, uzun süren saplantıları, ağır basan dik kafalı sorunları ve sağduyulu olan şeylerin ciddiyetini, hem de tesadüfi şeylerin sabırsızlığını, buluşlara sebep olan çabucak geçen zamanı, tahmin edilemez tanışmaları ve hatta karşıma çıkan kazaları birararda barındırmak çok önemli. İki aykırı ucunu birleştirmesi çok zor, paradoksal, hiçbir zaman bulunamayacağını bildiğim şeyi aramak için gerekli ve sonu olmayan bir görev.