Yağız Özgen

SANATÇILAR
Arayüzler, ikonlar ve ölüdoğalar

Sanat kuramcısı Hal Foster, tarihsel geri dönüşler konusunun sanat tarihi açısından eski bir mesele olduğunu söyler. Kelime anlamı yeniden doğuş olan Rönesans’ın, Antikite’ye gönderme yapması bağlamında, geri dönüş kavramının kurucusu olduğunu ifade eder.[1] Tarih, özel olarak sanat tarihi dönem dönem bu geri dönüşleri bilinçli olarak ele alır, yorumlar ve yeni bir dönem inşa eder. Bu geri dönüş meselesinin en bilineni kuşkusuz Rönesans’tır; ancak bu dönem antik bilgiden ve öğelerinden yararlanmasına karşın ortaya koyduğu şey kopya değil, yeniden yorum ve dönüştürümdür. Temalar ve öğeler aynı kaynaktan beslenip, yol alır gibi görünür ama inşa edilen yeni bir üslup ve dolayısıyla yeni bir dönemdir. 
 
Portre, manzara, ölüdoğa, dinsel ve tarihsel konular gibi çeşitli temalar eşliğinde 20. yüzyıla değin devam eden bu geri dönüş sürekliliği, bu dönemden sonra kesintiye uğrar ve sanat, hem içerik hem de biçimsel olarak geri dönüş gibi tek boyut üzerinden tanımlanamayacak kadar çoğulcu bir dille inşa edilmeye başlanır. Estetik ve görsel algı değişir, duyular muğlaklaşır ve yeni temalar ortaya çıktığı gibi, eski “resim” türleri de farklı bağlamlar çerçevesinde ele alınır.
 
Yağız Özgen’in son dönemde gerçekleştirdiği çalışmalar da, yukarıda sözünü ettiğimiz geri dönüşler çerçevesinde, geleneksel bağlamın şimdi ve bugüne uyarlanmış ve eskiyle neredeyse hiçbir bağlantısı kalmamış, yeni bir görsel kültürün temsili olarak algılanabilir. Özgen, klasik anlamda sanat ve doğa ilişkisinin neredeyse sıfırlandığı, gündelik yaşam öğelerinin, kavramlarının “doğanın” yerine geçtiği günümüzde, bu değişimin dinamiklerinden yola çıkarak iş üretiyor. Bilgisayarın kullanıcı arayüzlerini ve masa üstü duvar kâğıtlarını büyük boyutlu tuvaller üzerinde günümüz manzara ve ölüdoğa temaları olarak yorumlayan sanatçı, aslında bu doğal/yapay karşıtlığından yepyeni ama kelimenin tam anlamıyla gerçek ölüdoğalar yaratıyor. Bu resimler, bugünün estetiği ve görsel algısıyla, geleneksel temaların en yalın hali ancak, “yapay zekanın” yabancılaştırma efektini de içinde taşıdığı unutulmamalı… Günümüz sanatçısının klasik anlamda doğayla ilişkisi çoktandır yok denecek kadar az; hatta manzara karşısına kurduğu şovalesinde peyzajlar üreten sanatçı figürü uzun zamandır sanatla ilgili gülünç bir karikatür algısı yaratıyor. Oysa bugün bilgisayarının karşısında iş ürüten sanatçının elinde paletiyle klişeleşmiş manzara ressamından çok da farklı olduğunu kim iddia edebilir?
 
Bu bağlamda, çoğu günümüz sanatçısı gibi Özgen’in resimleri de aslında kendi zamanının ruhunu görselleştiriyor. Karşısında düşünülen, vakit geçirilen, dinlenilen yapay manzaranın aslında bugünün mutlak gerçekliği olduğu gibi...  Geleneksel terminolojiyi kullanarak, çağımıza özgü bir gerçekliğin farkına varmamızı sağlayan bu resimlerle Özgen, arayüzlerin özünde ne olduğunu ya da olmadığını onlara birer ölüdoğa ya da peyzaj muamelesi yaparak sorunsallaştırmayı amaçlıyor. İlginç olan nokta ise, bu yapay manzaraların/ölüdoğaların, tuval üzerinde biricikleştirilerek duvara asılıp, seyirlik bir nesneye dönüşmesi. Aslında bu açıdan baktığımızda izlediği manzarayı tuvale hapseden klasik ustanın günümüz sanatçısından pek bir farkı da görünmüyor.
 
Bir eşleştirme yapacak olursak, artık duvarımıza asılacak olan ve her şeyin geçiciliğini, vanitas’ı[2] bize anımsatacak olan bu yeni ölüdoğa resimleri, kullanıcı arayüzlerinde kendini ifade ediyor; memento mori’nin[3] kurukafaları, solmuş çiçekleri yerini masa üstü klasörlerine bırakıyor. Bugün varolan masa üstü ikonlarının yarın olmaması, ya da yerine başkalarının gelmesi gibi çeşitli metaforlar da yüklenebilir bu duruma. 
 
Kullanıcı arayüzler ve masa üstü duvar kâğıtlarından oluşan bu mekanik ölüdoğalar, bugünün mekanik yaşantısını da, üretimini de en yalın biçimde özetliyor. Değişiminin üreticisine bağlı olduğu bu imgeler, steril gibi görünen bir ortamın her türlü yapaylığına da sahipler ayrıca. Yağız Özgen’in, gündelik yaşamımızın vazgeçilmez nesnelerini, görüntülerini ve düzenlemelerini ele aldığı bu çalışmaları, bir bakıma günümüzün görsel karmaşasını, bugünün fenomenlerini ve problemlerini de görsel açıdan tekrar kurguluyor. Özgen’in “masa üstü” öğeleri günümüzün stereotipleşmiş kavram ve simgelerinin de bir portresi aslında.
 
Yağız Özgen’in bu sergide izlediğimiz diğer işleri ise üç boyutlu lightboxlar. Bunlar, büyük boyutlu tuvallerde izlediğimiz “arayüzlerin” bir devamcısı niteliğinde. Araçsal niteliklerinden arındırılarak seyirlik bir nesneye dönüştürülen kullanıcı arayüzlerin üzerinde birer simge olarak yer alan “ikonlar” bu kez üç boyutlu ve bağımsızlığına erişmiş görseller olarak ele alınıyor. Bir bakıma yine kimi klasik ustaların yapıtlarında izlediğimiz resim içinde kendi resmini gösterme durumu burada da devreye giriyor. Özgen’in “ölüdoğa” resimleri içinde bir simge olarak yer alan görüntüler “Adem’in Protezleri” ve “Elmayı Ararken” de üç boyutlu olarak kendini varediyor. Sanatçı burada, kullanıcı arayüzün bu imgelerin üretiminde salt bir araç olduğunu bize hatırlatırken, kendisi hem araç olan hem de araçsallaşan durumun görselini aynı anda sunuyor. 
 
Yağız Özgen’in bu sergideki işleri, gelenekle güncel arasındaki ilişkinin hem çok yakın, hem de sapma ve geri dönüşlerle ne denli farklı bağlamları yarattığının bilgisini veriyor. Kavramların ve temaların değişkenliğini, araçların ve aracıların yer değiştirdiğini, bunlar olurken nasıl da güncel bir estetiğin peşinden gidildiğini gösteriyor. Doğayla sanatın varla yok arası bir düzlemde ilişkiye girdiği, doğanın sadece renk ve biçim yaratmak için işlevsellik taşıdığı günümüzde Özgen’in resimleri sanal dünyanın “doğası”na ilişkin çarpıcı manzaralar kuruyor, bugünün gerçekliğe ilişkin sorgulamalar içeriyor.


Esra Aliçavuşoğlu
 
Aralık 2010


[1] Hal Foster, Gerçeğin Geri Dönüşü (Yüzyılın Sonunda Avangard), İngilizceden çeviren: Esin Hoşsucu, İstanbul, Ayrıntı Yayınları, 2009, s. 12. 
[2] Vanitas:  Latince’de “hiçlik” anlamına gelir. Özellikle 17. yüzyılın başlarında Felemenk’te ortaya çıkan bir ölüdoğa türüdür.
[3] Memento mori: Ölümlü olduğunu hatırla.

Wallpapers 2016
Stilllifewith Recyclebin 2010
Landscape 2010