bant mag. - Stratigraf

Erol Eskici’nin 7 Aralık’ta Sanatorium’da açılacak dördüncü kişisel sergisi Stratigraf jeoloji biliminin sergiye ismini veren alt dalları statigrafi ve sedimantolojinin alt sınıflandırmalarının sunduğu fiziksel oluşum ilkelerine bağlı kalarak üretilmiş resimlerden oluşuyor. Sergide fiziksel oluşumun sınıflandırma mekaniğine uygun bir şekilde yaratılan eserler bir üst seri ve bu seriye bağlı olarak katmanlaşan ve iç içe geçen alt bölümlerden oluşuyor.

Tabakalar, topografyalar, segmentler, iç mekanlar ve mimariler arasındaki korelasyona odaklanan Eskici, sergiyi de bu örüntüye uygun şekilde kurguluyor. Bunun yanında yüzeyler, uzaktan algılama teknolojileri, kartografik göstergeler, hava fotoğrafçılığı (hiperspektral, pankromatik vb) gibi çeşitli ve birbiriyle bağlantılı görüntüleme teknolojilerinin ortaya çıkarttığı görsel biçimlere odaklanıyor. Önümüzdeki hafta açılacak ve 13 Ocak’a kadar Sanatorium’da görülebilecek olan sergi öncesinde Eskici’ye Stratigraf’a dair üç soru sorduk.


Bu sergiden önce bilmediğin bir bilgi?

Cevabım aslında serginin bizzat kendisi. Sergi daha önce pek bilmediğim bir disiplin üzerine bir miktar bilgi edinmenin ve bu sıradaki üretimlerimden oluşuyor. Dolayısıyla bildiklerim üzerinden değil biraz da öğrenme sürecinin kendisi belki de bu ortaya çıkan.

Bir yerlerde aşağı yukarı şöyle bir şey okumuştum, ”Stratigrafi rutin bir iş değil bir dedektiflik bilimidir”. Evet kayaçların peşinde olmak, her bir tabakada yeryüzü tarihine, yeryüzünün ayrı bir tarihi katmanına bakmak, ona dair ipuçları bulmak kast ediliyor tabii. Haliyle bilimsel veriler, yöntemlerle yapılıyor bu. Dolayısıyla sergiden önce en azından içeriğini biraz da olsa derinlemesine bilmediğim şey stratigrafiydi, sedimantolojiydi.

Bu disiplinde beni en çok şaşırtan şey sınıflandırma sistematiğinin ne kadar çatallaştığıydı. Bir kere jeoloji, kendi içinde 11’den fazla alt dala, o dallar kendi aralarında sınıflandırmalara ve her bir sınıfın kendi aralarında birimlere bölünmesinden oluşuyor.

Örneğin Stratigrafi jeolojinin dallarından sadece bir tanesi. Tartışmalar olmakla beraber yedi, yer yer de dokuz alt sınıfa ayrılıyor. Bu sınıflar da her seferinde kendi içlerinde katmanlaşıyorlar. Bu sınıflardan bir tanesi Litostratigrafi’dir. Kendi içinde Formasyon, Üye, Tabaka, Grup, Üstgrup diye adlandırılan birimlerden oluşuyor. İncelediği alanın en karakteristik özelliğini kendi bünyesinde de bulunduruyor olması ilginç.


Bu sergiye hazırlanırken aklında sürekli dolaşan bir düşünce?

Aklımda sürekli dolaşan tek bir düşünce yoktu, birçok düşünce vardı. Bir önceki soruda analojisini yaptığım dedektiflik meşgalesi ile nasıl ilişkilenebilirim?

Ben bir sanatçıyım, çoğunlukla resim yapıyorum. Evet jeolog, stratigraf, petrograf ve diyelim ki bir arkeolog bir açıdan dedektiftir. Bu fikrin hoşuma gitmesi, gidip bu mesleği yapabileceğim anlamına gelmiyordu. Jeoloğun nesnesini kayaçlar, tabakalar oluşturur oysa ben nesnemi bizzat bu disiplinin kendisi olarak belirledim ve kendi yaptığım şeyle buradaki ilkeleri nasıl bütünleştirebilirim fikrinin peşinde oldum. Benim dedektiflik eylemim de buydu belki de.

Nasıl oluşuyor ve ortaya nasıl görsel yapılar çıkıyor? Ben bunu basit şekilde taklit etmek yerine, bunları bilindik  resim yapma yol yordamlarından olabildiği kadarıyla uzak durarak nasıl yapabilirim? Bunların ilkelerine bağlı kalacak malzemeler bulmak, bu malzemeler arasında korelasyonları icat etmek ya da keşfetmek, yöntemler ve belki fiziksel hareketleri nasıl geliştirebilirim, bunları düşünüyordum. Fiziksel hareketten kastım şu: Pollock’u düşünün. O bir fiziksel harekettir de aynı zamanda. Daha önce kimsenin o alanda yapmadığı bir hareketi geliştirmek zorundaydı o resimleri yapmak için. Bu bir jesttir. Bazı resimlerin belli belirsiz taslakları kafamdaydı fakat onları hayata geçirecek bir hareket ve küçük numaralar gerekiyordu. Bunları düşünüyordum sanırım.


Bu sergiden sonra yapmak istediğin ilk şey?

Bir kitap yapmak istiyorum. Bir miktar vaktim olacak bunun için. Yapmak istediğim İlk şey bu olacak sanırım. Ben ritme önem veren biriyim o yüzden sergiden sonra biraz dinlenmek yerine çalışmaya devam edeceğim. Sadece hareket halindeyken yeni fikirlerim oluyor. Bir fikir hep başka bir fikrin potansiyelini de taşıyor. Şu ana kadar yaptığım her şeyi ondan önce yaptıklarımdan ortaya çıkardım.